Gediz Akdağ’da Asırlık Gelenek Başladı: Yörüklerin Yayla Göçü Yolculuğu

Gediz Akdağ’da Asırlık Gelenek Başladı: Yörüklerin Yayla Göçü Yolculuğu Kütahya’nın Gediz ilçesinde bulunan ve Batı Anadolu’nun en önemli doğal merkezlerinden biri olan Akdağ’a, asırlardır süregelen geleneksel...

Gediz Akdağ’da Asırlık Gelenek Başladı: Yörüklerin Yayla Göçü Yolculuğu
REKLAM ALANI
Yayınlama: 13.06.2026
15
A+
A-

Gediz Akdağ’da Asırlık Gelenek Başladı: Yörüklerin Yayla Göçü Yolculuğu

Kütahya’nın Gediz ilçesinde bulunan ve Batı Anadolu’nun en önemli doğal merkezlerinden biri olan Akdağ’a, asırlardır süregelen geleneksel Yörük göçleri bu yıl da başladı. Anadolu coğrafyasında “Akdağ” adını taşıyan dağlar; yüzyıllardır Oğuz boylarından, özellikle Karakeçili, Tekeli ve Sarıkeçili gibi aşiretlerden Yörüklerin kışlak ve yaylak olarak kullandığı en önemli göç merkezleri arasında yer alıyor. Göçebe Türkmenlerin zorlu doğa şartlarına uyum sağladığı bu zirveler, aynı zamanda zengin bir kültürel mirasın bugüne taşındığı yaşayan alanlar olarak dikkat çekiyor.

İki Büyük Akdağ Hattında Yörük İzleri

Türkiye’de Akdağ Yörüklerinin köklü tarihine ve kültürel izlerine ev sahipliği yapan başlıca iki büyük bölge öne çıkıyor:

  • Akdağ Yaylaları (Muğla / Denizli / Afyonkarahisar Hattı): Fethiye-Kaş arasındaki 3.014 metrelik Uyluk Tepe’ye sahip Akdağlar ve Afyon-Denizli sınırındaki Akdağ Tabiat Parkı, Yörüklerin yaz aylarını geçirdiği geleneksel yaylalardır. Göçebe Yörükler, Mayıs-Ekim ayları arasında bu yüksek yaylalara çıkarak küçükbaş hayvancılık yapmakta ve kıl çadırlarda konaklamaktadır. Sandıklı Akdağ Tabiat Parkı sınırları içerisinde, Eskişehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından tescillenen tarihi Yörük Mezarları da bu köklü geçmişin en somut kanıtlarındandır.
  • Batı Anadolu Akdağ Yörükleri (Balıkesir / Kütahya Hattı): Simav-Sındırgı ve Gediz sınırlarında yer alan 2.089 rakımlı Akdağ, özellikle Karakeçili Yörüklerinin yüzlerce yıldır en önemli buluşma noktasıdır. Bölge Yörükleri için kutsal bir figür olan bu dağ, kültürünü folkloruna da yansıtmıştır. Düğünlerde neşeyle oynanan “Akdağ Yaylası” isimli geleneksel kaşık oyunu ve yakılan türküler bu zengin zenginliğin en net göstergesidir. Günümüzde konar-göçer yaşam tarzı büyük ölçüde azalmış olsa da Gediz, Şaphane ve Muğla yörelerinde hâlâ küçükbaş hayvancılıkla geçimini sağlayan aileler bu kadim geleneği yaşatmaya devam etmektedir.

Araştırmacı Emekli Öğretmen Mehmet Akkaş: “Bu Göç, Sadece Bir Yolculuk Değil Yaşayan Bir Tarihtir”

Konuyla ilgili olarak aslen Gedizli olan ve şu an İzmir’de ikamet eden araştırmacı emekli öğretmen Mehmet Akkaş, Akdağ Yörük kültürü ve başlayan göçün derin manası üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Akkaş, Yörük kültürünün Gediz ve çevresi için bir kimlik olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Akdağ, biz Gedizliler ve tüm Batı Anadolu Yörükleri için sadece bir coğrafi yükselti değil; içinde yüzlerce yıllık acıyı, neşeyi, emeği ve vatan sevgisini barındıran kutsal bir hafıza merkezidir. Bugün her ne kadar eski konar-göçer hayat büyük oranda yerleşik düzene dönmüş olsa da, Gediz ve Şaphane dağlarında koyunlarının peşinde kıl çadır açan her aile, aslında Oğuz boylarının bu topraklara vurduğu kalıcı mührü temsil etmektedir.

İzmir’de yaşasam da kalbim her zaman memleketimin bu kadim kültürüyle atıyor. Sındırgı’dan Gediz’e uzanan bu hat üzerinde yankılanan ‘Akdağ Yaylası’ türküsü ve kaşık oyunları, Akdağ’ın bağrındaki tescilli Yörük mezarları bizlere geçmişimizi hatırlatan en büyük vesikalardır. Genç nesillerimizin bu göçün, bu felsefenin manasını iyi anlaması gerekir. Bu gelenek sadece bir hayvancılık faaliyeti değil; doğayla barışık yaşama sanatı ve yaşayan bir tarihtir. Akdağ’ın serin pınarlarına, bereketli yaylalarına doğru yola çıkan tüm Yörük kardeşlerime hayırlı, kazasız ve bereketli bir yayla sezonu diliyorum.”

Gediz Akdağ eteklerinde canlanan bu asırlık hareketlilik, doğanın yeşile büründüğü bu günlerde ilçenin kültürel turizmine ve geleneksel mirasına renk katmaya devam ediyor.

RECEP BAYSAL

REKLAM ALANI