Ege’nin Can Damarı Murat Dağı İçin Ortak Çığlık!
5 Haziran Dünya Çevre Günü vesilesiyle, bölgedeki çevre örgütleri ve köy muhtarları ortak bir deklarasyon yayınlayarak Murat Dağı üzerindeki madencilik tehdidine karşı omuz omuza verdi. Murat Dağı Yok Olmasın Platformu bileşenleri olan TEMA Vakfı Uşak İl Temsilciliği ile Uşak Çevre Gönüllüleri Derneği’nin yanı sıra bölge köy muhtarları, yaptıkları çarpıcı açıklamalarla “Murat Dağı yaşarsa biz yaşarız” haykırışını dile getirdiler.
Köy Muhtarlarından Ortak Deklarasyon: “Murat Dağı Bizim Suyumuz, Bereketimizdir”
Murat Dağı ve Elmadağ eteklerinde yer alan köylerin muhtarları ile köylüleri yaptıkları ortak açıklamada, yürüttükleri mücadelenin yalnızca birkaç ağaç savunması olmadığını, doğrudan köylünün var olma ve üretim hakkı mücadelesi olduğunu vurguladılar. Muhtarlar, ortak açıklamalarında şu ifadelere yer verdi:
“Murat Dağı yalnızca bir dağ değildir. Murat Dağı; Gediz, Menderes, Porsuk ve Sakarya nehirlerinin suyu, tarlalarımızın bereketi, hayvancılığımızın güvencesidir. Murat Dağı’nı kaybetmek suyu kaybetmektir; suyu kaybetmek ise üretimi kaybetmektir. Köylünün üretimden koparıldığı, toprağından uzaklaştırıldığı bir yerde gıda egemenliğinden söz edilemez.
Bir ülkenin bekası yalnızca sınırlarını korumakla sağlanmaz; suyunu, toprağını ve üreticisini koruyamayan ülkeler geleceğini de koruyamaz. Bizler toprağımızı terk etmeyeceğiz, suyumuzdan vazgeçmeyeceğiz. Çocuklarımıza susuz, üretimsiz ve bağımlı bir gelecek bırakmayacağız. Su yoksa yaşam yok, köylü yoksa üretim yok! Murat Dağı yaşarsa biz yaşarız!”
TEMA Vakfı Uşak İl Temsilcisi Prof. Dr. Barış Metin: “Su Kaynaklarımızın Doğuş Yerini Tehdit Ediyor”
Dünya Çevre Günü kapsamında madencilik baskılarına değinen TEMA Vakfı Uşak İl Temsilcisi Prof. Dr. Barış Metin, bölgenin en büyük su deposu olan Murat Dağı’ndaki tehlikeye şu sözlerle dikkat çekti:
“Uşak ve Ege Bölgesi’nin su kaynağı, can damarı olan Murat Dağı’nda IV. sınıf madencilik (altın ve nikel) baskısı her geçen gün sınırlarını genişletmektedir. Su kaynaklarımızın doğuş yeri olan bir dağın maden projeleriyle delik deşik edilmesi, tüm bölgeyi susuzluğa ve zehre mahkum etmek demektir. Ormanlar, tarım alanları ve önemli doğa alanları üzerindeki bu baskı; karbon yutaklarının devamlılığı, su döngüsünün sürdürülememesi ve iklim krizine karşı dayanıklılıkta kritik rol oynayan ekosistemleri tehdit ediyor. Bu nedenle doğayı korumadan iklim krizini durdurmak mümkün değildir.”
Uşak Çevre Gönüllüleri Derneği: “Mesele Su mu, Altın mı Meselesidir”
Uşak Çevre Gönüllüleri Derneği üyeleri ise 5 Haziran’ın kendileri için bir kutlama değil, bir uyarı günü olduğunu belirterek Murat Dağı’nın korunması için yetkililere çağrıda bulundu. Dernek yetkilileri açıklamalarında şu can alıcı noktalara değindi:
“Bugün mesele yalnızca birkaç maden sahası değildir. Mesele; su mu, altın mı daha değerli; yaşam mı, rant mı tercih edilecek meselesidir. Murat Dağı; Gediz ve Büyük Menderes havzalarını besleyen su kaynaklarının doğduğu yerdir; ormandır, meradır, tarımdır. Uşak’ın, Kütahya’nın, Manisa’nın ve İzmir’in ortak yaşam kaynağıdır.
Kuraklığın her geçen yıl derinleştiği bir dönemde, milyonlarca metreküp su tüketen ve su yataklarını yok eden madencilik projeleri kamu yararı olarak sunulmaz. Su bir ticari mal değil, temel yaşam hakkıdır. Yetkililere sesleniyoruz: Murat Dağı, Elmadağ ve Bulkaz Dağı altın madenciliğine açılmamalıdır. Doğanın, suyun ve toprağın kaderi şirketlerin kâr hesaplarına bırakılamaz. Çünkü yaşam da, su da, gelecek de altından daha değerlidir!”
RECEP BAYSAL